Tag Archives: kedi

GÜÇLÜ KEMİKLER VE EKLEM YAPISI

Kedi ve köpeklerde hareket eksikliği sayısız sağlık sorununa yol açabilir. Yani evcil hayvanlarımız ne kadar aktif olurlarsa, o kadar sağlıklı yaşam sürerler.

Doğru besin maddeleri içeren mamalar ile besleyerek evcil dostlarımızın hareketli ve aktif olmalarını sağlarsak yalnızca onlara değil, onların anne babaları olarak kendimize de mutlu, sağlıklı ve eğlenceli bir yaşam sunmayı başarırız.

İSKELET

Yaşamımız boyunca, kemiklerimiz devamlı olarak yapım ve yıkım halindedir. Bu döngü sayesinde kemiklerimiz yenilenerek vücudumuzda depolanmış kalsiyum ve fosforların salınımını gerçekleştirirler.

Kemik oluşumunu sürdürmek için; kalsiyum, fosfor, magnezyum ve D vitamininin vücuda doğru miktarlarda alınması gereklidir. D vitamini vücudun kemik metabolizmasını düzenlerken, kalsiyum, fosfor ve magnezyum da kemik matriksini oluşturur.

Bu sebeple beslenmede doğru miktarlarda kalsiyum ve fosfor oranı sağlanması kemik sağlığı açısından önemlidir.

İDEAL VİTAMİN ALIMI

Vitaminler temel organik besin maddeleridir ve  kedi ve köpeklerimiz kendileri yeterli miktarda sentezleyemediği için mutlaka besin yoluyla alınmaları gerekir. 

Son on yıl içinde beslenme alanında elde edilen en önemli başarılardan biri vitaminlerin vücuttaki işlevlerinin keşfedilmesi olmuştur, çünkü bu işlevlerin canlıların sağlığı ve uzun ömürlülüğü üzerinde büyük etkisi vardır. Vitaminler büyüme, çoğalma, metabolizma ve genel sağlığın korunması açısından çok önemlidir ve farklı miktarlarda da olsa çoğu besin maddesinde bulunmaktadır. Gıdaların pişirilme ve depolanması vitamin seviyelerinde azalmaya yol açsa da besin takviyeleriyle bu durumun üstesinden gelinebilir.

YAĞDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER

A, D3, E ve K vitaminleri yağda çözünen vitaminlerdir. Yağ dokularında, karaciğer ve böbrek gibi çeşitli organlarda depolanırlar. Bu vitaminlerin vücuda fazla alınması toksik (zehirleyici) etki yaratabilir.

 A Vitamini  – Göz sağlığı için çok önemli bir vitamin olan A vitaminin eksikliği bulanık görme ve körlüğe yol açabilir. Mukoza zarları ve bağışıklık sisteminin korunmasında da etkili olan bu vitamin vücutta yeteri kadar depolanmazsa hastalıklara karşı direnci, doku keratinleşmesini ve doğurganlığı da olumsuz etkileyebilir. Balık yağı gibi bazı hayvansal yağlarda yüksek seviyelerde bulunmasına rağmen, kedi ve köpek mamaları genellikle stabilize retinil asetat formunda A vitamini ile desteklenir.

 D3 Vitamini  – Kemik ve diş gelişimi için çok önemlidir. Dokularda kalsiyum, fosfor ve magnezyumun emilmesini ve mobilizasyonunu sağlar. Vücutta D.vitamini eksikliği, raşitizm ve kemik yumuşaması gibi sorunlara yol açar.

 E Vitamini  – Alfa-tokoferol, kedi ve köpek mamalarında yaygın olarak bulunan bir vitamindir. Vücudun bağışıklık sistemini desteklemek için hücresel bir antioksidan görevi görür. Zar bütünlüğü ve hücrelerdeki enerji üretimi için de önemli olan bu vitamin vücutta yeteri kadar bulunmazsa bu durum üreme bozukluklarına, kas hastalıklarına ve letarjiye (patolojik bir uyuşukluk durumu) yol açar.

 K Vitamini  – En önemli işlevi kanın pıhtılaşmasını sağlamak olan K vitamini kanama riskini azaltmaktadır. Vücutta az miktarda da olsa sentezlenebilmesine rağmen genellikle ısıya dayanıklı formda olmak üzere kedi ve köpek mamalarına takviye edilir.

SUDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER

Adından da anlaşılacağı gibi, bunlar suda çözünen ve dolayısıyla idrar yoluyla vücuttan atılabilen vitaminlerdir.

Vücutta birikmediklerinden zehirleme riskleri de düşüktür. Bu vitaminlerin günlük olarak besin yoluyla vücuda alınması gerekir.

 B1 Vitamini (Tiamin)  – Karbonhidrat ve proteinlerin metabolizması ile sinir sisteminin işleyişinde önemli rol oynar. Eksikliğinde iştahsızlık ve ishal görülen B1 vitamininin vücuda yeteri kadar alınmaması karaciğer yağlanması, kasılma ve sindirim sisteminde kanama gibi problemlere yol açar.

 B2 Vitamini (Riboflavin)  – Metabolizma ve bağ dokudaki işlevlerinin yanı sıra vücutta antioksidan görevi de görür. Bu vitaminin vücutta yeteri kadar bulunmaması deri ve mukoza enfeksiyonları ile katarakt ve gelişme bozuklukları gibi problemleri beraberinde getirir.

 B6 Vitamini (Piridoksin)  – Temel işlevi protein metabolizması olan B6 vitaminin, besinde eksik olması karaciğer yağlanması, koordinasyon kaybı, kasılma, ishal ve kusma gibi sorunlara neden olur.

 B12 Vitamini (Kolekalsiferol)  – Kan hücrelerinin korunmasında ve protein metabolizmasında önemli rol oynar. Az miktarda alınması vücut için yeterli olmasına rağmen eksikliği kansızlık, gelişme bozuklukları, organ yetmezliği ve deri rahatsızlıklarına yol açabilir.

 Niyasin  – Protein, karbonhidrat ve yağların metabolizması ve derinin korunması için gereklidir. Niyasin eksikliğinin anoreksi, kemik deformasyonu, deri enfeksiyonu ve ülser gibi yaygın belirtileri vardır.

 Pantotenik Asit  – Aminoasit metabolizmasında ve deri bütünlüğünün korunmasında görev alır. Eksikliği deri lezyonu, deri iltihabı, körlük ve bağışıklık problemlerine yol açar.

 Folik Asit  – Amino asit metabolizması ve bağışıklık desteği için gereklidir. Vücutta folik asit eksikliği; büyüme geriliği, anemi ve deri problemlerinin ortaya çıkmasına ve üremenin azalmasına sebep olur.

 Biyotin  – Yağ, karbonhidrat ve protein metabolizmasında görev alır. Vücutta sentezlenebilir, ancak eksikliği deri problemleri, eklem sertleşmesi ve üreme
azalması ile sonuçlanabilir.

 C Vitamini  – Önemli bir antioksidan olan C.vitamini vücudun bağışıklık sistemi ve kemik metabolizmasında etkili olan hormonların fonksiyonları için gereklidir. Bu vitaminin eksikliği; bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı hastalık durumunda daha geç iyileşmeye ve kemik deformasyonu gibi problemlere sebep olur.

DOKULARIN KORUNMASI

Köpeklerde ölümlerin % 75’inin yaşa bağlı olarak kanser, böbrek yetmezliği veya kalp rahatsızlığından kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Kanıtlar bu hastalıkları, dokuların gelişip olgunlaştığı ilk yıllarda ortaya çıkan serbest radikallerin tetiklediğini göstermektedir.

Metabolizmanın doğal yan ürünleri olan serbest radikallerin, stres ve doku hasarı gibi durumlarda vücuttaki oranları artmaktadır. Hücre zarlarına, nükleik asitlere ve proteinlere hasar veren bu radikaller hücre ölümü, genetik hasar ve protein hastalıklarını beraberinde getirir.

E ve C vitaminleri ile beta-karoten, bu bileşiklerin olumsuz etkilerini önleyerek veya azaltarak hastalıkların önüne geçebilir.

Bu vitaminlerin günlük beslenmeye takviye edilmesinin, vücudun hastalıkları daha hızlı atlatmasını sağladığı, aynı şekilde sütten kesilme veya aşırı hareket etme gibi yüksek stresli durumlardan kurtulmaya yardımcı olduğunu göstermektedir.

KALP SAĞLIĞI

Özellikle büyük ırklar olmak üzere köpeklerde kalp hastalığı dünyanın her yerinde artış göstermektedir.

Antioksidan vitaminler, lipoproteinlerin modifikasyonunu engelleyerek damar sertleşmesinin önlenmesine yardımcı olurlar. Hidroperoksitler gibi reaktif oksijen türleri de doğrudan kalp dokularına hasar verir. Bu nedenle antioksidan vitaminler bu bileşikleri etkisiz hale getirerek hassas dokuları koruyabilirler.

Hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıkla doğrudan ilişkilidir. Bu hastalıkta sodyumun vücuttan atılamaması ödem ve kalp yetmezliğine yol açar. Ancak kan akışına yardım eden, böbrek ve karaciğer etkinliğini artıran antioksidan vitaminler bu hastalığın etkilerini azaltabilir.

KANSER VE TÜMÖRLER

Birçok türü olan kanser, kontrolsüz hücre çoğalması olarak tanımlanan bir hastalıktır. Normal bir hücrenin kanserli bir hücreye dönüşümü başlangıç, ilerleme ve yayılma evreleriyle gerçekleşir. Genetik mutasyona; radyasyon, mutajenler veya pro-oksidanlar sebep olabilir.

C ve E vitaminlerinin, nitrit alımı ile meydana gelen nitrosamin gibi mutajenik bileşiklerin oluşumunu engellediği bilinmektedir. Bu nedenle kanser tedavilerinde kullanılmaları önerilmektedir.

Buna ek olarak, bu vitaminlerin antioksidan özellikleri vücudun bağışıklık sistemini desteklemeye ve dolayısıyla potansiyel kanserojen maddelerle savaşmasına yardımcı olur.

GÖZ SAĞLIĞI

Avlanıyor, bir yerlere tırmanıyor ya da sadece oyun oynuyor olsalar da kedi ve köpeklerin görme yetilerinin çok iyi olması gerekir, aksi halde aktif ve keyifli bir yaşam sürmeleri imkansızdır.

İşitme gibi diğer duyularında herhangi bir rahatsızlık olduğunda sahipleri olarak bu rahatsızlığı kolaylıkla tespit edebiliyorken söz konusu görme bozukluğu olduğunda fark etmemiz oldukça zorlaşacaktır.

Dolayısıyla dostlarımızın görme bozukluklarını önleyebilmek için hayatları boyunca özellikle beslenmelerine en üst düzeyde önem vermemiz gerekir. Yaşlanma, tıpkı biz insanların olduğu gibi evcil hayvanların da göz anatomisinde değişikliklere neden olarak görme bozukluklarının oluşmasını artırır. Ancak beslenme bu riskleri azaltmada önemli bir rol oynar.

  • 1
  • 2