Tag Archives: beslenme

KİLO KONTROLÜ

Yüksek kalorili gıda ve abur cubur tüketimi, yeteri kadar enerji harcamama gibi sebeplerin insanlarda aşırı kilo alma ve obeziteyi hızla artırdığı bilinen bir gerçektir. Son 10-15 yılda evcil hayvanlarımızda da (özellikle bazı köpek cinslerinde) aynı duruma tanık olmaktayız.

BESLENME ALIŞKANLIKLARI

Hayvanlar binlerce yıl boyunca insanlarla bir arada yaşayarak evrim geçirmiş olmalarına rağmen atalarına ait beslenme davranışlarının birçoğunu bugün hala devam ettirebilmektedir.

Vahşi doğada kediler genellikle gece gündüz avlandıklarından öğünlerini taze taze ve tek seferde tüketirler. Evcil kediler ise taze servis edilen öğünleri az ve sık sık yemeyi tercih ederler. Aynı zamanda kediler besinleri enerji gereksinimlerini karşılayacak şekilde alırlar ve bu sayede tüketilen mama dengeli ve yüksek kalitede olduğu müddetçe aşırı kilo almazlar.

Köpekler ise vahşi doğada genellikle kedilerin geride bıraktığı artıklarla ya da doğal sebeplerden ölen hayvanlarla beslenmişlerdir. Bu nedenle rekabetin yoğun olduğu doğada en kısa sürede mümkün olduğunca çok yemek tüketmeleri gerekmiştir. Modern dünyada köpeklerin de yine bu özelliklerin bazılarına sahip olduğunu görürüz. Örneğin; yiyeceklerin tadına bakmak yerine doğrudan tüketmeye odaklanırlar, yan yana beslendiklerinde yeme hızları ve miktarları artar.

Beslenme alışkanlığı, vücut ağırlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Çünkü bu alışkanlıkları bilerek hayvanlarımızı ne zaman, nerede ve nasıl besleyeceğimizi doğal gereksinimlerine göre daha iyi ayarlayabiliriz.

GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

Evcil hayvanlarımız sosyalleştikçe hastalanma ve enfeksiyon kapma riskleri artar. Diğer hayvanlarla kaynaşmaları ve dış etkenlere maruz kalmaları sistemlerini hem zorlar hem de güçlendirir. Aşı ve ilaçların bağışıklık sisteminlerine desteği çok önemli olsa da direnç kazanmaları ve bağışıklık problemlerinin üstesinden gelmeleri için beslenmenin rolü büyüktür.

BÜYÜME ÇAĞI

Enfeksiyon ve hastalık kapma riskinin en yüksek olduğu dönem doğum sonrası dönemdir, çünkü vücudun bağışıklık sistemi henüz gelişmemiştir ve yeni doğan hayvanlar birçok tehlikeye maruz kalırlar.

Yavru kedi ve köpeklerin bağışıklık sistemleri, anne karnındayken aldıkları antikorlar ile doğal olarak oluşur. Dünyaya geldiklerinde ise anne sütünden sağlanan proteinlerle desteklenir. Bu sayede virüs, bakteri ve dış etkenlere karşı korunurlar.

Ancak doğal olarak edindikleri bağışıklık düzeni kısa bir süre etkili olur ve tehlikelerle mücadele edebilmek için vücudun hızla kendi bağışıklık sistemini geliştirmesi gerekir. Bu süreçte güçsüz kalan yavru kedi ve köpeklerin yeni bir savunma mekanizması oluşturmalarında beslenme çok önemli bir rol oynar.

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI

Diş bakımı ve temizliği, son 20 yılda veteriner hekimlerin ve beslenme uzmanlarının odaklandığı temel konulardan biri haline gelmiştir. Evcil hayvanlarımızın diş eti hastalıkları diğer sağlık problemlerinin en önemli belirtilerindendir.

Günümüzde kedilerin % 70’i ve köpeklerin % 80’i diş eti hastalıkları belirtileri göstermektedir. Amerikan Veteriner Diş Hekimliği Birliği bu doğrultuda diş eti hastalıklarının en yaygın diş problemi olduğunu iddia etmektedir. Diş bakımı, veteriner hekimliği ve veteriner teknikerliği eğitiminde önemli bir konudur ve artık diş tedavileri ve danışmanlığı konusunda uzmanlaşmış pek çok veteriner hekim bulunmaktadır.

EVCİL HAYVAN ÜRÜNLERİ

Kuru mama ve ödül mamalarının birçoğu ağız sağlığını koruyan özel besin maddeleri içerir. Ödül mamaları özellikle evcil hayvanlarımızın diş ve diş eti sağlıklarını korumak için günlük tüketilmek üzere tasarlanmaktadır.

En iyi koruma yönteminin dişlerin doğrudan firçalanması olduğu genel olarak bilinse de kuru mama tanelerinin sağladığı aşınmanın da diş sağlığına önemli bir etkisi vardır. İri ve köşeli mama taneleri dişlerin arasında derinlere nüfuz ederek diş etlerini uyaran bir fırça hareketi sağlar.

Son 10 yılda diş sağlığına yönelik üretilen çiğneme kemiklerinde artış olmuştur. Diş çürümesini azaltan bileşenler ve katkı maddeleri içeren bu kemikler aynı zamanda çiğneme yoluyla tükürük üretimini artırarak diş eti hastalıklarının önüne geçerler.

SAĞLIKLI VE GÜÇLÜ PATİLER

Evcil hayvanlarımızın ayaklarının sağlığı da son derecede önemlidir. Vücudu taşımalarının yanı sıra ayaklar; çevreyi algılar, darbelere karşı direnç sağlar ve vücut sıcaklığını korurlar. Doğru beslenme ile de etkili bir şekilde korunacakları gözardı edilmemelidir.

Besin eksiklikleri çoğunlukla cilt ve pati tabanı değişiklikleri ile açığa çıkar. Normal deri gibi pati tabanları, biyotin, A, E, ve C vitamini, besinsel lipitler ve mineraller dahil çeşitli besinlerin uygun miktarda temin edilmesini gerektirir.

PATİ TABAN YAPISI

Kedi ve köpeklerin pati tabanlarındaki deri, vücutlarının geri kalan kısmını kaplayan deriden çok farklıdır. Kıl ve folikül bulunmayan pati tabanları, hem çok güçlü ve kalın, hem de oldukça esnek ve yumuşaktırlar.

Patileri aşındıkça altlarında çatlak ve yarıklar oluşabilir. Bu durumda zararlı bakteriler vücuda gireceğinden ayaklarında ağrı ve iltihaplanmalar ortaya çıkar.

Patilerindeki acı yüzünden evcil hayvanlarımızın hareketlerinde de azalma görülebilir, bu da kilo almalarına ve dolayısıyla ayaklarında daha fazla rahatsızlık ve ağırlık hissetmelerine yol açacaktır.

GÜÇLÜ KEMİKLER VE EKLEM YAPISI

Kedi ve köpeklerde hareket eksikliği sayısız sağlık sorununa yol açabilir. Yani evcil hayvanlarımız ne kadar aktif olurlarsa, o kadar sağlıklı yaşam sürerler.

Doğru besin maddeleri içeren mamalar ile besleyerek evcil dostlarımızın hareketli ve aktif olmalarını sağlarsak yalnızca onlara değil, onların anne babaları olarak kendimize de mutlu, sağlıklı ve eğlenceli bir yaşam sunmayı başarırız.

İSKELET

Yaşamımız boyunca, kemiklerimiz devamlı olarak yapım ve yıkım halindedir. Bu döngü sayesinde kemiklerimiz yenilenerek vücudumuzda depolanmış kalsiyum ve fosforların salınımını gerçekleştirirler.

Kemik oluşumunu sürdürmek için; kalsiyum, fosfor, magnezyum ve D vitamininin vücuda doğru miktarlarda alınması gereklidir. D vitamini vücudun kemik metabolizmasını düzenlerken, kalsiyum, fosfor ve magnezyum da kemik matriksini oluşturur.

Bu sebeple beslenmede doğru miktarlarda kalsiyum ve fosfor oranı sağlanması kemik sağlığı açısından önemlidir.

İDEAL VİTAMİN ALIMI

Vitaminler temel organik besin maddeleridir ve  kedi ve köpeklerimiz kendileri yeterli miktarda sentezleyemediği için mutlaka besin yoluyla alınmaları gerekir. 

Son on yıl içinde beslenme alanında elde edilen en önemli başarılardan biri vitaminlerin vücuttaki işlevlerinin keşfedilmesi olmuştur, çünkü bu işlevlerin canlıların sağlığı ve uzun ömürlülüğü üzerinde büyük etkisi vardır. Vitaminler büyüme, çoğalma, metabolizma ve genel sağlığın korunması açısından çok önemlidir ve farklı miktarlarda da olsa çoğu besin maddesinde bulunmaktadır. Gıdaların pişirilme ve depolanması vitamin seviyelerinde azalmaya yol açsa da besin takviyeleriyle bu durumun üstesinden gelinebilir.

YAĞDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER

A, D3, E ve K vitaminleri yağda çözünen vitaminlerdir. Yağ dokularında, karaciğer ve böbrek gibi çeşitli organlarda depolanırlar. Bu vitaminlerin vücuda fazla alınması toksik (zehirleyici) etki yaratabilir.

 A Vitamini  – Göz sağlığı için çok önemli bir vitamin olan A vitaminin eksikliği bulanık görme ve körlüğe yol açabilir. Mukoza zarları ve bağışıklık sisteminin korunmasında da etkili olan bu vitamin vücutta yeteri kadar depolanmazsa hastalıklara karşı direnci, doku keratinleşmesini ve doğurganlığı da olumsuz etkileyebilir. Balık yağı gibi bazı hayvansal yağlarda yüksek seviyelerde bulunmasına rağmen, kedi ve köpek mamaları genellikle stabilize retinil asetat formunda A vitamini ile desteklenir.

 D3 Vitamini  – Kemik ve diş gelişimi için çok önemlidir. Dokularda kalsiyum, fosfor ve magnezyumun emilmesini ve mobilizasyonunu sağlar. Vücutta D.vitamini eksikliği, raşitizm ve kemik yumuşaması gibi sorunlara yol açar.

 E Vitamini  – Alfa-tokoferol, kedi ve köpek mamalarında yaygın olarak bulunan bir vitamindir. Vücudun bağışıklık sistemini desteklemek için hücresel bir antioksidan görevi görür. Zar bütünlüğü ve hücrelerdeki enerji üretimi için de önemli olan bu vitamin vücutta yeteri kadar bulunmazsa bu durum üreme bozukluklarına, kas hastalıklarına ve letarjiye (patolojik bir uyuşukluk durumu) yol açar.

 K Vitamini  – En önemli işlevi kanın pıhtılaşmasını sağlamak olan K vitamini kanama riskini azaltmaktadır. Vücutta az miktarda da olsa sentezlenebilmesine rağmen genellikle ısıya dayanıklı formda olmak üzere kedi ve köpek mamalarına takviye edilir.

SUDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER

Adından da anlaşılacağı gibi, bunlar suda çözünen ve dolayısıyla idrar yoluyla vücuttan atılabilen vitaminlerdir.

Vücutta birikmediklerinden zehirleme riskleri de düşüktür. Bu vitaminlerin günlük olarak besin yoluyla vücuda alınması gerekir.

 B1 Vitamini (Tiamin)  – Karbonhidrat ve proteinlerin metabolizması ile sinir sisteminin işleyişinde önemli rol oynar. Eksikliğinde iştahsızlık ve ishal görülen B1 vitamininin vücuda yeteri kadar alınmaması karaciğer yağlanması, kasılma ve sindirim sisteminde kanama gibi problemlere yol açar.

 B2 Vitamini (Riboflavin)  – Metabolizma ve bağ dokudaki işlevlerinin yanı sıra vücutta antioksidan görevi de görür. Bu vitaminin vücutta yeteri kadar bulunmaması deri ve mukoza enfeksiyonları ile katarakt ve gelişme bozuklukları gibi problemleri beraberinde getirir.

 B6 Vitamini (Piridoksin)  – Temel işlevi protein metabolizması olan B6 vitaminin, besinde eksik olması karaciğer yağlanması, koordinasyon kaybı, kasılma, ishal ve kusma gibi sorunlara neden olur.

 B12 Vitamini (Kolekalsiferol)  – Kan hücrelerinin korunmasında ve protein metabolizmasında önemli rol oynar. Az miktarda alınması vücut için yeterli olmasına rağmen eksikliği kansızlık, gelişme bozuklukları, organ yetmezliği ve deri rahatsızlıklarına yol açabilir.

 Niyasin  – Protein, karbonhidrat ve yağların metabolizması ve derinin korunması için gereklidir. Niyasin eksikliğinin anoreksi, kemik deformasyonu, deri enfeksiyonu ve ülser gibi yaygın belirtileri vardır.

 Pantotenik Asit  – Aminoasit metabolizmasında ve deri bütünlüğünün korunmasında görev alır. Eksikliği deri lezyonu, deri iltihabı, körlük ve bağışıklık problemlerine yol açar.

 Folik Asit  – Amino asit metabolizması ve bağışıklık desteği için gereklidir. Vücutta folik asit eksikliği; büyüme geriliği, anemi ve deri problemlerinin ortaya çıkmasına ve üremenin azalmasına sebep olur.

 Biyotin  – Yağ, karbonhidrat ve protein metabolizmasında görev alır. Vücutta sentezlenebilir, ancak eksikliği deri problemleri, eklem sertleşmesi ve üreme
azalması ile sonuçlanabilir.

 C Vitamini  – Önemli bir antioksidan olan C.vitamini vücudun bağışıklık sistemi ve kemik metabolizmasında etkili olan hormonların fonksiyonları için gereklidir. Bu vitaminin eksikliği; bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı hastalık durumunda daha geç iyileşmeye ve kemik deformasyonu gibi problemlere sebep olur.

DOKULARIN KORUNMASI

Köpeklerde ölümlerin % 75’inin yaşa bağlı olarak kanser, böbrek yetmezliği veya kalp rahatsızlığından kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Kanıtlar bu hastalıkları, dokuların gelişip olgunlaştığı ilk yıllarda ortaya çıkan serbest radikallerin tetiklediğini göstermektedir.

Metabolizmanın doğal yan ürünleri olan serbest radikallerin, stres ve doku hasarı gibi durumlarda vücuttaki oranları artmaktadır. Hücre zarlarına, nükleik asitlere ve proteinlere hasar veren bu radikaller hücre ölümü, genetik hasar ve protein hastalıklarını beraberinde getirir.

E ve C vitaminleri ile beta-karoten, bu bileşiklerin olumsuz etkilerini önleyerek veya azaltarak hastalıkların önüne geçebilir.

Bu vitaminlerin günlük beslenmeye takviye edilmesinin, vücudun hastalıkları daha hızlı atlatmasını sağladığı, aynı şekilde sütten kesilme veya aşırı hareket etme gibi yüksek stresli durumlardan kurtulmaya yardımcı olduğunu göstermektedir.

KALP SAĞLIĞI

Özellikle büyük ırklar olmak üzere köpeklerde kalp hastalığı dünyanın her yerinde artış göstermektedir.

Antioksidan vitaminler, lipoproteinlerin modifikasyonunu engelleyerek damar sertleşmesinin önlenmesine yardımcı olurlar. Hidroperoksitler gibi reaktif oksijen türleri de doğrudan kalp dokularına hasar verir. Bu nedenle antioksidan vitaminler bu bileşikleri etkisiz hale getirerek hassas dokuları koruyabilirler.

Hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıkla doğrudan ilişkilidir. Bu hastalıkta sodyumun vücuttan atılamaması ödem ve kalp yetmezliğine yol açar. Ancak kan akışına yardım eden, böbrek ve karaciğer etkinliğini artıran antioksidan vitaminler bu hastalığın etkilerini azaltabilir.

KANSER VE TÜMÖRLER

Birçok türü olan kanser, kontrolsüz hücre çoğalması olarak tanımlanan bir hastalıktır. Normal bir hücrenin kanserli bir hücreye dönüşümü başlangıç, ilerleme ve yayılma evreleriyle gerçekleşir. Genetik mutasyona; radyasyon, mutajenler veya pro-oksidanlar sebep olabilir.

C ve E vitaminlerinin, nitrit alımı ile meydana gelen nitrosamin gibi mutajenik bileşiklerin oluşumunu engellediği bilinmektedir. Bu nedenle kanser tedavilerinde kullanılmaları önerilmektedir.

Buna ek olarak, bu vitaminlerin antioksidan özellikleri vücudun bağışıklık sistemini desteklemeye ve dolayısıyla potansiyel kanserojen maddelerle savaşmasına yardımcı olur.